Dün koaladan bahsetmiştik.Bugün de kendimize soralım,dünyaya bitki olarak gelecek olsaydık, ne tür bir bitki olmayı isterdik ? Ben herhalde kaktüs derdim.
Neden mi kaktüs? Açıkçası ben de bilmiyorum. İnsan bir anda aşık olur ya hani benim ki de öyle bir durumdu. İzlediğim yalnızlık politikasından mıdır bilinmez,birçok ortak noktamız olduğunu fark ettim. Diyeceksiniz kaktüs nasıl yalnız oluyor, diğer bitkilerden farklı mı? Bunu demeniz gayet normal lakin; kaktüsü diğer bitkilerden farklı kılan tarafları var; mesela çöl de yaşaması(en zor şey zaten), vahalardan ırak olması (hanemize bir eksi(-) daha rica ediciğim). Dolayısıyla Ha mecnun ha kaktüs fark eden bir şey yok.
Kaktüsü güzel kılan bir başka özellik ise hayatta kalma uğruna verdiği savaştır.Ortak özelliğimiz bakımından istediğimiz şey için sonuna kadar mücadele etmekten kaçınmayız. Şimdi şunu düşünelim. Sen evde yemeği,suyu,tatlısı ayağına gelen papatyasın, ben ise; gece ve gündüzün zıt yaşandığı,bu kurak ortamda hayatını idame ettirmeye çalışan zavallı ama gururlu bir kaktüs.
Hal böyle olunca yemeğini,tatlısını geçtim,adam bir damla suyla dilini ıslatmak için toprağın bilmem kaç metre (m) altına kök salıyor,tabi bundan kimin haberi olacak,acıyı sadece çeken bilir.
Yani sonuç olarak kaktüsler çok susuz.Lütfen!Çöle yolunuz düşerse gönlünüzden kaç litre(lt) su koparsa döküverin,empati kurun,cimrilik yapmayın,çöl hayatı zor yaa gerçekten zor yoksa kim istemez yengeyide alıp Hawaii'ye gitmeyi(Zıtlıklar Ülkesi).Dimii .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder